I/ ULU İMBATLAR ÜLKESİ
Çok da kök salmamalı insan, gitmeli
İster deve sırtında, ister Anka
Koyup da parmağını haritaya kapatıp gözünü
Çok da savaşmamalı insan kendisiyle
Alşıvermeli tez elden yabancılığına
Kanımızda fokurdarken kıpkızıl umut
Yüreğimiz sıfır kilometre, çarparken
Henüz yolculuğa ve aşka dönerken dilimiz
Ağaçları köklerinden devirirken dişimizle
Yemekle içmekle iyi değilken aramız
Kimimiz ışığı, ırmakları kimimiz, kimimiz
Dolayıp bileğimize kendi yazgımızı
Düşmeli yollara uzun ya da kısa,
Kuşların düşlerinde ya da dişlerinde geçmişin
Balkıyan balıklarla yoldaş kızgın güneş altında
Deniz altından mı siya siya, hele düşelim bir yola
II/
Elbet karışık usumuz, kalmadı ki hiçbir yer
Ele geçirildi yeryüzü soluk benizlilerce
Gidelim gidelim de nereye ustura ağzında
Gidelim de jilet sırtında, aşk divanında
Önce deli uslu kararlar mı alsak, sonra
Beklesek mi uzun deli rüzgârı, yollar mı yapsak
Ulu dağlardan aşan kılavuzlar mı bulsak
Kervanı yolda mı düzsek, bulutları mı süzsek
Kuzeyde yıldız mı arasak, utkulu ve yenik
Deneyelim kanımız şoruldarken Niyagara gibi
Deneyelim oğul uşak, kavim kardaş bir olup
Olur mu eğleşmek şunu bunu beğenmemek
As’lolan gitmek dere tepe dağ bayır demeden
Gitmek as’lolan kılavuz edip kanlı Venüs’ü
Çakırdikenler, kıygınlar, çöl sıcağı, barut kokusu
Leş yiyiciler, akrepler, çıngıraklı yılanlar, azgın faşistler
Kesse de yolumuzu karanlık eşkıyalar geçitlerde
Gitmek, yalnız gitmek Ulu İmbatlar Ülkesi’ne
Ulu İmbatlar Ülkesi dişle tırnakla kurulan
En azgın dikenlerden temizlenip umutla kıvançla
Ulu İmbatlar Ülkesi, yapıtaşları kızıl düşlerimizden
Hele bir varalım isterse göğsümüzü yırtsın soluğumuz
Kanırtsın aklımızı umarsız sorular, yılgın soytarılar
Hele bir varalım da hele bir varalım da…
2019/2020/2021
